Mülkiyet Hakkı;
|
Mülkiyet
Hakkı: Taşınır, taşınmaz, fikri
yada patentli ürünler üzerinde ileri sürülebilen, sahibine kullanma,
yararlanma ve tasarruf yetkisi veren devlet tarafından korunan yasal bir
haktır. Bazı durumlarda mülkiyet hakkı ahlaki vede hukuki zemine uymaz. Örnek olarak kölelik sisteminde sahibi köle
üzerinde mülkiyet hakkına sahipti, günümüzde
insan onuruna yakışmayacak bu tür olaylar ortadan kalkmıştır.
Mülkiyet hakkı serbest
piyasa ekonomisi ve kapitalist sistemler için olmazsa olmaz bir olgudur. Serbest
piyasada, işletme sahipleri kar amacı güder, mülkiyet hakkı olmaz ise bireyler
kar elde edemeyeceği için bireysel girişim çok az olacaktır girişim olmazsa Serbest
piyasa ekonomisi için gerekli şartlar oluşamaz. Piyasa oluşamaz.
Mülkiyet
Türleri Nelerdir:
Bazı kabilelerde görülen şekliyle tüm malların mülkiyeti ortaktır ve mallar
karşılıklı güvene ve geleneklere dayanarak istenilen şekilde kullanılabilir.
Diğer bir tür olarak mülkiyet kollektiftir. Bu mülkiyet sistemi
komünist ülkelerde görülür.
Sonuncu olarak mülkiyet hakkı dokunulmazdır. Kapitalist ülkelerde
kullanılır ülkemizde de mülkiyet hakkı dokunulmazdır.
Mülkiyet hakkı savunulması günümüze
kadar süregelmiş ve düşünürler tarafından da yasal mantık zeminine oturtulmasına özen
gösterilmiştir. Mülkiyetle ilgili fikirlerini kaleme alan ilk düşünür
Platon, Mülkiyetin yönetenlere ait
olması gerektiğini belirtmiş, öğrencisi Aristoteles, bunun aksinin savunarak
ortak mülkiyet olması durumunda bireylerin kazanç sağlayamayacağını girişimde
bulunmayacaklarını ayrıca bireylerin mülkiyet hakkı bulunmadığı için
cömertlikte bulunamayacaklarını savunmuştur.
Mülkiyet
Hakkı Konusunda İlk Kazanımlar:
17.yy İngilteresinde tüm mallar
kraliyet ailesinin malıydı (Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi) Dönemim düşünürlerinden John Locke “Tanrı bize kendi bedenimiz üzerinde mutlak
egemenlik tanımıştır, insanda ürettikleri üzerinde tasarruf hakkına sahip
olmalıdır” diyerek bireysel hakları savunmuştur. Alman filozof Emmanuel Kant da bu görüşü
destekleyecekti. Bir başka alman
düşünür Karl Marx ise “mülkiyet hakkı zengini daha zengin fakiri
daha fakirleştirmektedir “diyerek mülkiyet hakkını tamamen reddediyordu.
|
Mülkiyet Hakkı Nerede Biter?
Mülkiyet hakkının ilk yasal dayanağı Roma hukukuna uzanır. İmparatorluk
tarafından topraklarından çıkmaya zorlanan toprak sahipleri mahkemeye
başvurarak toprakların değerini
imparatorluktan tahsil etmişlerdir.
Günümüzde kullandığımız yollar, okullar kamu malı olarak değerlendilir
ve mülkiyeti ortaktır. Mülkiyet
hakkı piyasa oluşmasında ne kadar önemli olsada sınırsız değildir. Örneğin
baraj yapılacak bir alanda taşınmazınız varsa baraj yapılmasının birçok
insana fayda sağlayacağı (kamu yararı
gözetilerek) düşünülerek taşınmazınızın piyasa fiyatı ödenmesi suretiyle devlet
tarfından satın alınacaktır. Tarihi bir eviniz olduğunu düşünelim. Bunun restorasyon
çalışmasını dahi gerekli yerlerden izin almadan yapamazsınız. Sonuç olarak sahip olduğunuz malların
mülkiyeti sizin üzerinizdedir ve tasarruf hakkınız vardır. Bu hakkınız hukuk
devleti gereği olarak devlet tarafından korunmaktadır. Fakat sınırsız değildir.
|
Önemli Düşünürler:
ÖNCE:
Mö. 4.yy Platon Devlet isimli eserinde mülkiyet
hakkının toplum yararı için ortak olması gerektiğini savunur.
SONRA:
Ms 1.-3.yy Roma
hukukunda mülkiyet hakkı tanımlanır
(Dominium)
13.yy: Thomas
Aquinas mülkiyet hakkını savunur fakat kamu
yararı ilkesini ortaya atarak, kamu yararının daha önemli olduğu söyler.
17.yy : John Locke,
bizi yaratan tanrının kendi varlığımız üzerinde mülkiyet hakkı tanıdığını ve
insanında ürettikleri üzerinde mülkiyet hakkı olması gerektiğini savunur.
19.yy: Karl Marx,
Das Kapital adlı eserinde mülkiyet hakkının; zengini daha zengin fakiri ise
daha fakir yaptığını iddia ederek tamamen kaldırılması gerektiğini ileri
sürer.
|
Yorumlar
Yorum Gönder