Ekonomiye Giriş;
Ekonomi, Yunanca oikonomia “ev yönetimi” kelimesinden gelmektedir ve kaynakların
nasıl yönetildiğiyle ilgilenen bir bilim dalıdır.
Ekonomi genel olarak parayla ilgili gibi
görünse de mal ve hizmetlerin üretilip değiş tokuş edilmesidir. Yani paranın
henüz icat edilmediği dönemlerde de ekonomik bir sistem olduğunu rahatlıkla
söyleyebiliriz. Ekonomi insanlık kadar eski ve düşünürleri antik Yunanlılara
kadar uzansa da gerçek ekonomistler ancak 18.yy da ortaya çıktı. İlk başlarda Politik
Ekonomi adı
altında yapılan çalışmalar zamanla Ekonomi Bilimi ve en sonunda Ekonomiadını aldı. Ekonominin en güncel ve halen
kabul edilen tanımını İngiliz ekonomist Lionel Robbins yapmıştır. Robbins ekonomiyi; “Sonlu
ve kıt kaynakların alternatif kullanımında insan davranışlarını inceleyen bir
bilim dalı” olarak
tanımlamıştır.
Ekonomiyi ise diğer bilim dallarından
ayıran bazı özellikler vardır. Bunların arasından en önemli olanı ekonominin
izlediği istemin yani insanların değişken oluşudur. Ekonomistler pek çok kuramı
matematik ve fizik kuralları ile kanıtlarlar, fakat insanların davranışları
değişebilir ve bu değişim ekonomiyi psikoloji, sosyoloji, gibi bilim dallarıyla
da ilişkili hale sokar.
Ekonomi her ne kadar çok eski bir bilim dalı olmasa da hayatımızın merkezinde
olduğu su götürmez bir gerçek. Ana haber bültenlerinden, gazetelerin ekonomi
sayfalarından, özel olarak kurulmuş ekonomi kanallarından ve en önemlisi
siyaset arenasında bunu görmek mümkün. Seçim zamanlarından siyasi partilerin
ekonomik vaatleri olmadığını düşünebiliyormusunuz. Emekliye ikramiyeler,
çalışana zamlar, havada uçuşuyor ve işte bu olayların tümü ekono
minin hayatın her köşesinde olduğunu gösteriyor. |
Ekonomide ilk ders kıtlıktır. Buna göre
ihtiyaçları karşılamakta kullanılan her şey kıttır. Siyasette ilk ders ise
ekonomideki ilk dersin dikkate alınmamasıdır.
Thomas Sowell Ekonomist
|
İlk Ekonomistler ortaya çıkıyor....
![]() |
| Adam Smith |
Smith’den sonra ortaya çıkan yeni nesil düşünürler sadece ekonomi alanına
yöneldiler ve ekonominin anlaşılmasına yönelik çalışmalar yaptılar. İlerleyen
süreçlerde ise ekonomi alt dallara ayrılarak genişledi. Bunlardan Makroekonomi
ulusal
ve uluslararası ekonomik ilişkileri incelerkenMikroekonomi olarak
adlandırılan bir diğer kolunda bireysel ve şirketler arası ekonomik ilişkiler
ele alındı
|
Makroekonomi: ekonomi biliminin,
toplam tüketim, toplam üretim, toplam tasarruf, toplam yatırım, toplam gelir
(milli gelir) ve istihdam gibi toplam büyüklüklerini inceleyen ve bunlar ile
ilgili çözümleme ve çıkarımlar yapan alt dalı. Mikroekonomiden farklı olarak,
ekonomiyi bir bütün olarak ele alarak, makro denge çözümlemeleri üzerinde
çalışır. İşsizlik, enflasyon, toplam üretim ve tüketim, gelir dağılımı
makroekonominin ana konuları olarak sayılabilir. Kurucusu JohnMaynard Keynes'dir.
|
Mikroekonomi: ekonomiyi tüketiciler,
firmalar ve endüstriler düzeyinde inceleyen disiplindir. mikroekonomide,
iktisadi mesele ile etkinlik üzerinde durulur; ne üretilecek, nasıl
üretilecek, kimler için üretilecek, dağılımda-üretimde-bölüşümde etkinlik var
mı soruları incelenmeye çalışılır. Aslında gerek mikro iktisatta gerek makro
iktisatta bir ekonomideki karar birimlerinin, tüketicilerin ve firmaların,
nasıl karar aldıkları ve piyasada birbirlerini nasıl etkiledikleri analiz
edilir.
Fırsat maliyeti, arz ve talep, elastikiyet gibi
konuları inceler.
|
Ekonomide yeni fikirler …
Tabiki bu kadar geniş ve içinde insan olan
bir konu olunca fikir ayrılıkları kaçınılmazdı. Klasik dönemin
düşünürlerinden Adam Smith’in fikirleri eleştirilmeye başlandı ve en önemlileri
Avusturya, İngiltere, İsviçre olan farklı düşünce merkezleri gelişti. Üzerinde
tartışılan asıl konu, ekonomide devlet müdahalesi ne kadar olmalı sorunsalıydı.
Pek çok düşünür müdahale etmeme yani bırakınız yapsınlar “laissez-faire” görüşünü savunmaktaydı. Diğer gruplar
ise piyasanın toplum yararını gözetebilmesi konusunda
çalışmalar yapıyor, sistemin zaaflarını ortaya
çıkarmaya çalışıyorlardı. Onlara göre bu zaafların üstesinden ancak devlet
müdahalesi ile gelinebilirdi. Bazı üretimlerin devlet kontrolü ve desteğiyle
yapılması gerektiğini savunuyorlardı. Karl
Marx’a
göre kapitalist ekonomi çökmüştü ve yıkılıyordu.
Bu görüş
ayrılıları ve tartışmalar sürerken Rusya ve Çin komünist rejime geçti iyice
alevlendi. Günümüz ekonomisini etkileyen en büyük fikirler ise bu kez Amerika
kıtasında tartışılıyordu. 1929 yılında Büyük
Buhran la
savaşan Amerika daha fazla laissez-faire politikalar
uygulamaya başladı ve düşünce merkezi olarak da üstünlüğü ele aldı. 1990
yıllara gelindiğinde ise Sovyetler Birliği yıkılmış ve sonsuz devlet
müdahalesinin yerine serbest piyasa ekonomisinin daha başarılı olduğu
sonucuna varıldı.
Devlet müdahalesinin
sınırlı olduğu serbest piyasa ekonomisi başarılıydı fakat mükemmel olmaktan
uzaktı. Giderek şiddetlenen mali krizler sistemin temelinde birşeylerin
yanlış olduğu düşüncesini doğurdu ve bu yönde çalışmalar başlamış oldu.
|
laissez-faire: sadece mülkiyet
haklarını korumayı amaçlayan yeterli düzenlemelerin bulunduğu bir ekonomik
ortamda özel taraflar arasındaki alım satım işlemlerinin müdahaleci hükümet
kısıtlamaları, tarifeler ve sübvansiyonlardan arındırılmasını ifade eder.
Laissez faire, "bırakınız yapsınlar"
anlamına gelir. İlk kez Fizyokratlar tarafından "laissez-faire,
laissez-passer" (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) sloganıyla
savunulmuştur.
|
Ekonomi öğrenmenin temel amacı
ekonomistler tarafından kandırılmamayı öğrenmektir.
Joan RobinsonEkonomist
|
Son
büyük kriz ise ekonomi fikirlerinin ve ekonomi kelimesinin doğduğu Yunanistan
da ortaya çıkarak Avrupa ya yayıldı.
Günümüzde Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Asya ülkeleri
gibi yeni ekonomik güçler ortaya çıkıyor ve dünyamız ekonomik olarak
gelişirken çevre ve iklim sorunlarıyla boğuşuyor.
Ekonomistler yeni fikirler ve teoriler üretedursun
bizler çevremizde gelişen ekonomik olayları anlamaya çalışacağız.
|

Yorumlar
Yorum Gönder